İran, ABD ile çıkmaza giren barış görüşmeleri sırasında Hürmüz Boğazı'nı 'en büyük güç aracı' olarak kullanıyor.

İran'ın baş müzakerecisi, Tahran'ın ABD ile barış görüşmeleri için yaptırımların kaldırılması ve Lübnan'da ateşkes de dahil olmak üzere katı şartlar öne sürmesiyle birlikte, Hürmüz Boğazı'nı 'en büyük güç aracı' olarak nitelendirdi.

A
Staff Writer
Yayınlanma tarihi 01/07/2026 09:03
İran, ABD ile çıkmaza giren barış görüşmeleri sırasında Hürmüz Boğazı'nı 'en büyük güç aracı' olarak kullanıyor.

Tahran Diplomatik Çıkmazda Sert Tavır Sinyali Verdi

İran'ın baş müzakerecisi Muhammed Bağher Ghalibaf, jeopolitik nüfuzunun çarpıcı bir göstergesi olarak Hürmüz Boğazı'nı Tahran'ın "en büyük güç aracı" ilan etti. Bu açıklama, ABD ve İran'ın daha geniş bir bölgesel savaşı önlemeyi ve sürdürülebilir bir ateşkes anlaşması kurmayı amaçlayan yüksek riskli dolaylı müzakereler yürüttüğü kritik bir dönemde geldi.

Bu söylem, İran'ın dünyanın en hayati petrol geçiş noktalarından biri üzerindeki stratejik kontrolünü Washington'dan tavizler koparmak için kullanmaya hazır olduğunu gösteriyor.

Tahran, Hürmüz Boğazı'nı birincil nüfuz aracı olarak göstererek, taleplerinin karşılanmaması durumunda küresel enerji güvenliği için acil ve ciddi sonuçlar doğurabileceği sinyalini uluslararası topluma veriyor.

Barışın Ön Koşulları: İran'ın Müzakere Edilemez Şartları

Devam eden diplomatik çabalara rağmen, Tahran nihai ve kapsamlı bir anlaşma için görüşmelerin başlatılması konusunda katı bir tutum sergiliyor.

Resmi açıklamalara göre, İran, birkaç önemli koşul yerine getirilene kadar müzakerelerin son aşamalarına girmeyecek:
  • Çatışmaların Sonlandırılması: Lübnan'daki askeri operasyonların ve çatışmaların tamamen sona ermesi.
  • Yaptırımların Kaldırılması: İran ekonomisini felç eden ABD tarafından uygulanan petrol yaptırımlarının tamamen kaldırılması.
  • Mali Kurtarma: Yabancı bankalarda tutulan dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılması.

Ghalibaf, iki ülke kesin bir anlaşmaya doğru ilerlemeden önce mevcut Mutabakat Zaptı'nın (MoU) hükümlerinin tamamen uygulanması gerektiğini vurguladı. Bu "önce uygulama" yaklaşımı, yıllarca süren inişli çıkışlı diplomatik ilişkilerin ardından Tahran'ın ABD taahhütlerine duyduğu derin güvensizliği yansıtıyor.

Katar Arabuluculuğu ve Doha'daki ABD Temsilcileri

Diplomatik sahne, Katar'ın vazgeçilmez arabulucu rolünü oynamaya devam ettiği Doha'ya kaydı. Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdulrahman bin Jassim Al Thani, yakın zamanda Steve Witkoff ve Jared Kushner de dahil olmak üzere üst düzey ABD temsilcilerini ağırladı.

Doha'daki toplantılar, ABD ve İran'ın teknik heyetleri arasındaki uçurumu kapatmayı amaçlıyor. ABD, İran'ın etkisini sınırlamak ve bölgesel istikrarı sağlamak için bir çerçeve ararken, İran heyeti de stratejik coğrafyasını ve Levant'ın istikrarsızlığını kullanarak azami ekonomik ve siyasi kazanımlar elde etmeye çalışıyor.

Hormuz Tehdidinin Küresel Etkileri

Hormuz Boğazı, dünyanın en önemli petrol geçiş noktası olup, dünya petrol tüketiminin yaklaşık beşte biri her gün buradan geçmektedir. Deniz ablukaları, mayın döşemeleri veya tankerlere yönelik taciz gibi herhangi bir aksama, küresel petrol fiyatlarının fırlamasına ve dünya çapında ekonomik bir şoka yol açabilir.

ABD-İsrail-İran çatışması devam ederken, odak noktası Washington'un deniz güvenliğini sağlamak için Tahran'ın mali taleplerine boyun eğip eğmeyeceği veya bölgenin "güç aracı"nın gerçekten konuşlandırıldığı felaket bir tırmanışa doğru sürüklenip sürüklenmediğidir.

Kaynak: www.aljazeera.com

İlgili Yazılar