Filistin yanlısı savunucu Mahmud Halil, Trump yönetimiyle devlet destekli bir komplo iddiasıyla dava açtı.

Filistin yanlısı savunucu Mahmud Halil, 'Esther Projesi' aracılığıyla Filistin vatandaşı olmayan aktivistleri hedef almak için komplo kurulduğu iddiasıyla Trump yönetimi yetkililerine ve Heritage Foundation'a dava açtı.

A
Staff Writer
Yayınlanma tarihi 14/07/2026 23:57
Filistin yanlısı savunucu Mahmud Halil, Trump yönetimiyle devlet destekli bir komplo iddiasıyla dava açtı.

Hedefli Sınır Dışı Etmeye Karşı Hukuki Mücadele

Önemli bir hukuki mücadelede, önde gelen Filistin yanlısı savunucu ve yeşil kart sahibi Mahmud Halil, Manhattan'daki ABD federal bölge mahkemesinde kapsamlı bir dava açtı. Dava, Başkan Donald Trump yönetiminin üst düzey yetkilileri ile çeşitli özel muhafazakar kuruluşlar arasında, siyasi muhalefeti susturmak ve Halil'i ülkeden zorla çıkarmak için tasarlanmış koordineli bir komplo iddiasını içeriyor.

Hukuki işlem, tazminat ve iddia edilen komplonun herhangi bir yönünün devam eden sınır dışı etme işlemlerini haklı çıkarmak için kullanılmasını önlemek üzere acil bir ihtiyati tedbir kararı talep ediyor.

Halil için bu dava, kişisel mücadelesinin ötesine geçerek, daha geniş bir gözetim ve devlet baskısı modelini aydınlatmayı amaçlıyor.

'Esther Projesi' Planı

Davanın merkezinde, güçlü bir muhafazakar düşünce kuruluşu olan Heritage Foundation'ın "Esther Projesi" olarak bilinen stratejik bir kılavuz geliştirdiği iddiası yer alıyor. Mahkeme dosyalarına göre, bu plan, etkili yabancı uyrukluları belirleyerek ve Filistin hakları için meşru siyasi savunuculuğu Yahudi karşıtı duygularla karıştırarak, Amerika Birleşik Devletleri içindeki büyüyen Filistin yanlısı hareketi dağıtmak için tasarlanmıştı.

Dava ayrıca, Heritage Foundation'ın yalnız hareket etmediğini de iddia ediyor. İddiaya göre örgüt, bu stratejiyi uygulamak için, aşırı sağcı Siyonist gençlik hareketi Betar ve Filistin yanlısı aktivistlerin anonim gözetimi ve "doxxing"i ile bilinen Canary Mission da dahil olmak üzere bir dizi özel grubu kullandı. Bu grupların birlikte, sınır dışı edilecek hedefleri belirlemek için gerekli istihbaratı sağladığı bildiriliyor.

Üst Düzey Sanıklar ve Siyasi Bağlantılar

Dava, Trump yönetimindeki birkaç önemli ismi de içeriyor ve özel muhafazakar strateji ile hükümet eylemi arasında doğrudan bir bağlantı olduğunu öne sürüyor.

Üst Düzey Sanıklar ve Siyasi Bağlantılar

Özellikle, dava dosyasında, Trump'ın Ocak 2025'teki ikinci göreve başlamasından önce Heritage Foundation ile yaptığı kapsamlı çalışmalara atıfta bulunularak, Beyaz Saray'ın kıdemli danışmanı Stephen Miller işaret ediliyor.

Davada adı geçen diğer üst düzey sanıklar şunlardır:

  • Marco Rubio: ABD Dışişleri Bakanı
  • Kristi Noem ve Markwayne Mullin: Geçmiş ve mevcut İç Güvenlik Bakanları
  • Todd Blanche: Vekil Başsavcı

Gözaltı ve Hukuki Manevraların Zaman Çizelgesi

Mahmoud Khalil'in çilesi, 8 Mart 2025'te federal ajanların onu tutuklamasıyla başladı ve Louisiana'daki bir göçmen tesisinde 104 gün gözaltında kalmasına yol açtı. Columbia Üniversitesi'nde eski bir öğrenci aktivisti olan Halil, yönetimin Filistin yanlısı protestoları ele alış biçimini eleştirenler için odak noktası haline geldi.

New Jersey'deki bir federal yargıç Haziran 2025'te serbest bırakılmasına karar verirken, Trump yönetimi mahkemenin yetkisiz olduğunu savunarak karara itiraz etti ve başarılı oldu. Şu anda, dava potansiyel bir Yüksek Mahkeme incelemesine doğru ilerlerken, derhal sınır dışı edilmesini engelleyen bir erteleme kararı yürürlükte.

Hükümetin Tutumu ve Savunma

Beyaz Saray, Halil'e karşı alınan önlemlerin yasal usulsüzlüklere dayandığını savundu. Beyaz Saray sözcüsü Abigail Jackson, Halil'in Filistinli Mülteciler için BM Ajansı (UNRWA) ile yaptığı çalışmaları açıklamayarak göçmenlik başvurusunda kendisini yanlış tanıttığını belirtti. Ancak UNRWA bu iddiaya karşı çıkarak, Halil'in kısa bir süre stajyer olduğunu ve hiçbir zaman örgütün resmi maaş bordrosunda yer almadığını açıkladı.

Anayasal Haklar Merkezi'nin hukuk direktörü ve Halil'in avukatı Baher Azmy, hükümetin bir vatandaşı anayasal korumalarından yasadışı bir şekilde mahrum bırakmak için "özel-kamu ortaklığı" kurduğunu savunarak 1871 tarihli Ku Klux Klan Yasası'na atıfta bulundu. Azmy, New York'ta düzenlediği basın toplantısında, "Bu dava, tüm Amerika Birleşik Devletleri hükümetinin bir araya gelmesi ve devletin baskıcı gücünü yasadışı bir şekilde kullanarak birini hedef alıp hapse atmasıyla ilgilidir" dedi.

Kaynak: www.aljazeera.com

İlgili Yazılar